Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma Kararının İptali - Davalı ve Davacı Sıfatı
Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma Kararının İptali - Davalı ve Davacı Sıfatı
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ E. 2000/4787
K. 2000/5522
T. 15.6.2000
• ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA KARARININ İPTALİ DAVASI ( Davanın Görülebilmesi İçin Ya Şirketin Hasım Gösterilmesinin Gerekmesi Ya da Tüm Ortakların Davacı Veya Davalı Olarak Gösterilmesinin Gerekmesi )
• HUSUMET ( Ortaklıktan Çıkarılma Kararının İptali Davasında Ya Şirketin Hasım Gösterilerek Dava Açılmasının Gerekmesi Ya da Tüm Ortakların Davacı Veya Davalı Olarak Gösterilmesinin Gerekmesi )
• MAHKEMECE SÜRE TANINMASI ( Ortaklıktan Çıkarılma Kararının İptali Davasının Şirkete Karşı Yöneltimesi Gereği Gözetilerek Ayrı Bir Dava Açılması İçin Davacılara Süre Tanınmasının Gerekmesi )
• RESEN GÖZETME ( Aktif ve Pasif Husumet Ehliyetinin Bulunup Bulunmadığının İncelenmesinde Tarafların Talebinin Gerekmemesi )
6762/m.140,161,529,539/son,
ÖZET : Ortaklıktan çıkarma kararının iptali dava edilmekle, sonuç itibariyle davacıların dava dışı limited şirket ortağı olduklarının tesbiti talep edilmiş demektir. Bu durumda bu tür davaların görülebilmesi için ya şirket hasım gösterilerek dava açılması veya tüm ortakların davacı ve davalı safında yer almaları gerekmektedir. Aktif ve pasif husumet ehliyeti, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husulardandır .
DAVA : Taraflar arasındaki davanın Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 02.11.1999 tarih ve 1996/639 - 1999/593 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalı ile müvekkillerinin ve dava dışı Necdet'in bir araya gelerek limited şirket kurduklarını, ana sözleşme ile davalının müdür seçildiğini ve 3⁄4 sermaye payını ödemediği gerekçesiyle müvekkillerinden Cemil ve Şükran'ı ortaklıktan çıkardığını, oysa sermaye borcunun hiçbir ortak tarafından ödenmediğini ödeme şekli ve süresinin de ana sözleşmede kararlaştırılmadığını, öte yandan davalı için TTK.nun 161.maddesi uyarınca azil sebeplerinin gerçekleştiğini ileri sürerek müvekkillerinin ortaklıktan
çıkarılma kararının iptalini, davalının şirket müdürlük görevinden azlini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK.nun 539/son maddesinin emredici hüküm olmadığını, dolayısıyla TTK.nun 140.maddesi uyarınca şirketin, ortaklarından sermaye koyma borcunun ifasını isteyebileceğini, davacıların keşide edilen iki ihtara rağmen borçlarını ödemediklerinden TTK.nun 529.maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarıldıklarını, TTK.nun 161.maddesinde yazılı azil nedenlerinin bulunmadığını, davanın ancak şirkete karşı açılabileceğini ve davacıların sermaye borçlarını ödemediklerinden, dava açamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda davacıların iki ihtara rağmen sermaye borçlarını ödemediklerinden çıkarılma işleminin yasaya uygun olduğu, TTK.nun 161.maddesinde yazılı azil nedenlerinin bulunmadığı, davalının görevlerini yerine getirdiği, davacıların davranışları nedeniyle bazı borçların ödenemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklıktan çıkarma kararının iptali ve çıkarma kararını alan şirket müdürü davalının azli istemlerine ilişkindir.
Dava, limited şirket ortaklarından üçü tarafından açılmıştır. Davacılar ve davalıdan başka şirketin, Necdet Leylak adında dava dışı bir ortağı daha bulunmaktadır .
Ortaklıktan çıkarma kararının iptali dava edilmekle, sonuç itibariyle davacıların dava dışı limited şirket ortağı olduklarının tesbiti talep edilmiş demektir. Bu durumda bu tür davaların görülebilmesi için ya şirket hasım gösterilerek dava açılması veya tüm ortakların davacı ve davalı safında yer almaları gerekmektedir. Aktif ve pasif husumet ehliyeti, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husulardandır.
Bu durumda mahkemece, şirket müdürü davalı ile birlikte limited şirket aleyhine ayrı bir dava açmak üzere davacılara süre verilmek, açıldığında işbu dava ile birleştirilmek, bundan sonra işin esasına girilmek gerekirken, yukarıda açıklanan husularının gözardı edilmesi ve taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin, esesa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.